1994 yılında Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 7.’likle mezun oldum. 2002 yılında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Kliniği’nden uzmanlığımı aldım. 2002 yılında kısa bir süre Antalya’da serbest hekim olarak çalıştım ve ardından İstanbul’a döndüm.
2010 yılından beri muayenehanemde bir serbest hekim olarak, hastalarımla etik değerlere oturan, ticarethane statüsünde çalışan tüm hastane ve sağlık kurumlarından farklı, “önce zarar verme” ilkesinden hareketle çalışmaya ve hastalarıma hizmet vermeye özen gösteriyorum.
Op. Dr. İlhan Serdaroğlu ile online görüşme gerçekleştirerek saç ekimi sürecinizi size özel olarak planlayabilirsiniz.
WhatsApp, form veya telefon ile bizimle iletişime geç.
Uzman ekibimiz ön bilgilendirme yaparak randevunuzu planlar.
Op. Dr. İlhan Serdaroğlu ile saç ekiminizi planlayın.
Kliniğimizde yürüttüğümüz hasta süreçlerimiz
Kişinin kendi yağ dokusunu alırken yağ hücreleri ile birlikte sağlıklı kök hücreleri de alınmakta ve kişiye enjekte edilmekte. Böylece taze kök hücrelerinin uyarıcı ve canlandırıcı etkisi ile enjekte edilen bölgenin cilt yapısında da bir tazelik, canlılık ve parlaklık elde edilmekte. Bu yüzden yağ dokusu enjeksiyonlarına, kişinin vücuduna kendi dokularından hazırlanan gençlik aşısı yaptırması olarak bakılabilir.
Evet, yağ enjeksiyonları bu konuda eğitim almış, tecrübeli plastik cerrahlar tarafından, hastane steril koşullarında ve eğitimli bir sağlık personeli takibi altında yapılıyorsa, güvenilir bir operasyondur.
Bu işlem uygulanırken yağ alınacak ve enjekte edilecek olan bölgeler lokal anestezi altında uyuşturulur. İnce bir liposuctıon kanülü ile yağ dokusu alındıktan sonra bazı işlemlerden geçirilir ve alıcı bölgeye özel enjektörlerle nakledilir. İşlem sırasında ağrı, acı duyulmaz ve kısa sürer.
Yağ enjeksiyonu uygulanan bölgeye üçüncü gün çıkarılmak üzere flasterle hafif bir bandaj uygulanır. Ağrı çok hafiftir veya hissedilmez. Oluşabilecek şişlik ve morluklar 5 – 7 gün içinde kendiliğinden geçer. Bu süre içinde morlukların kamuflajı için makyaj yapılabilir. Morlukların iz bırakmaması için bir güneş kremi ile ultraviole ışınlarından korunulması uygun olacaktır.
Evet. Enjekte edilen yağ dokusunun yaklaşık % 70’i 6 ay içinde eriyebilir. Bu yüzden ilk sene içinde 1 – 2 kez daha takviye şeklinde yağ enjeksiyonu yapılmasına gerek duyulabilir. Fakat bu karar, cerrahla hasta arasında konuşulup, tartışılarak alınmalıdır. Bazı hastalarda 1-1.5 sene kadar doku enjeksiyonuna ihtiyaç duyulmayabilir. Unutulmamalıdır ki enjekte edilen yağ hücreleri, çevre dokulardan gelen kan damarlarıyla yaşayıp bizim bir parçamız haline gelse de zamanla, yaşlanma süreci içinde sarkma, erime ve mimiklere bağlı olarak tekrar çökme eğilimi içinde olacaktır.
Bu teknik cilt yenileme işlemleri (lazer, dremabrazyon ve kimyasal peeling gibi rejuvenasyon prosedürleri) ve/veya yüz germe operasyonlarıyla birlikte uygulanabilir.
Tekniğin en önemli avantajı, cerrahi kesi ve dikiş olmaksızın dramatik bir yüz gençleştirme elde edebilmesidir. Ayrıca kişiyi sosyal yaşamından uzaklaştırmayan, operasyon sonrası uzun bakımlara ve pansumana ihtiyaç duymayan bir işlemdir. Kişi operasyondan hemen sonra günlük yaşamına dönebilir. Dezavantajı ise işlemin tekrar gerekliliği ve her seferinde (artan yağ dokuları özel derin dondurucularda saklanabilir olmasına karşın) hastadan doku (yağ) alınması gerekliliğidir. Ayrıca yağ enjeksiyonu sonrasında kanama, deride morarma, enfeksiyon,deri kaybı yani nekroz çok nadir de olsa görülebilir.Enjekte edilen yağlar, ele gelen topaklaşmalar/şişlikler oluşturabilir hatta bir yere fazla miktarda enjekte edildiğinde yağ dokusunda yer değiştirme, sarkma görülebilir.Tabii istenilen sonucun elde edilememesi ve hasta tarafından yetersiz bulunması da bir risktir.
Hastanın kendisinden alınarak uygulanan dolgu maddeleri içinde “doku kokteyli” ayrı bir yer tutar. Bu yöntemde, yüz germe, karın germe, meme küçültme gibi operasyonlar uygulanan hastalarımızın, cilt altı bağ dokuları alınıp enjektörlerden geçecek şekilde minik partiküllere ayrıldıktan sonra yine enjektör yoluyla, derin kırışıklıkların giderilmesi için cilt altına aktarılmaktadır.
Cilt altı dermis dokusu ve faysa (bağ) dokuları, yağ dokusuna göre çok daha fazla kollajen içeren, beslenmeleri 6 ay sonunda %90’lara ulaşan (erime miktarı %10 kadar ) dokular olduğundan, doku kokteyli ile yüz gençleştirme operasyonunda daha uzun süreli kozmetik sonuçlar alınmaktadır.
Yüz kırışıklarının veya çökme, sarkmalarının tedavisinde kullanılan diğer dolgu malzemeleri (kollejen, enjekte edilen silikon, dikiş materyalleri gibi) alerjik reaksiyonlara yol açabilmekte, enfeksiyon riskleri yağ ve doku kokteyline oranla çok daha fazla olmaktadır. Ayrıca bazı dolgu maddeleri ile son derece kötü, doğal olmayan sonuçlar ortaya çıkabilmektedir. Yağ dokusu enjeksiyonlarından sonra alerjik reaksiyonlar görülmez. Enfeksiyon riski çok düşüktür. Bu nedenlerle pahalı ve enfeksiyon, apse oluşumu, yara açılması gibi istenmeyen pek çok sonuçlar doğurabilen yapay dolgu malzemelerinin yerine cerrah ve hastaların biyolojik dolgu malzemelerini tercih etmeleri gereklidir.